HABER SPOR TİCARET İLAN KENT HARİTA EĞİTİM ERKEKÇE KADINCA TEKNOLOJİ SAĞLIK LİNK EĞLENCE HAVA VİDEO FOTOĞRAF YAZARLAR ETKİNLİK

“Gazeteci cinayetleri demokrasi ve siyaset ayıbı”

 “Gazeteci cinayetleri demokrasi ve siyaset ayıbı”
05 Şubat 2012 Pazar

TGC Abdi İpekçi'yi düzenlediği panelle andı:   

 “Gazeteci cinayetleri demokrasi ve siyaset ayıbı”

1 Şubat 1979 günü öldürülen TGC Başkan Vekili ve Milliyet Gazetesi Başyazarı, Genel Yayın Müdürü Abdi İpekçi, Zincirlikuyu’daki mezarı başında çok sayıda gazeteci, siyasi temsilci ve yurttaşın katılımıyla anıldı.

TGC Başkanı Orhan Erinç, gazeteci cinayetlerinin demokrasi ve siyaset ayıbı olduğuna dikkat çekti. 

 ANTAKYA HABER AJANSI

İSTANBUL- Uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitiren Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkan Vekili, Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni ve başyazarı Abdi İpekçi (ölümünün 33.yılında) Zincirlikuyu’daki mezarı başında düzenlenen törenle anıldı. Yoğun kar yağışına rağmen bir araya gelen gazeteci Abdi İpekçi’nin dostları, meslektaşları ve sevenleri suikastın hâlâ aydınlatılamamış olmasını eleştirdi.

 İstanbul Zincirlikuyu’daki anma programı Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Orhan Erinç’in konuşmasıyla başlatıldı:   “Değerli ustamız Abdi İpekçi’nin aramızdan alınışının 33. yılında onu saygıyla anıyoruz. Öldürülen meslektaşlarımızın, kimilerinin tümüyle faili meçhul kalışı, kimilerinin de sadece tetikçilerinin bulunarak arkasındaki güçlerin bulunmamasındaki kararlılık gazeteci cinayetleri konusunda duyduğumuz isyanı sürdürmemize neden oluyor. Özellikle Abdi İpekçi’nin öldürülüşünden sonra, o dönemde sanık olarak yargılanmakta olan tetikçinin sıkıyönetim koruması altındaki bir cezaevinden asker kıyafetiyle kaçırılmış olması, bu olayın bile ortaya çıkarılması konusunda herhangi bir çabanın gösterilmemesi günümüze kadar ki gazeteci suikastlerinin ne kadar yüzeysel bir yaklaşımla irdelenmekte olduğunu gösteriyor. Bu aynı zamanda Türkiye’de siyasetin ve demokrasinin de önemli ayıplarından birini oluşturuyor.”

Abdi İpekçi’yi ustaları olarak algılayan bir nesilden geldiklerini belirten Erinç, “Türkiye’de gazetecilik meslek ilkelerini sözde döneminden, yazılı kayda geçmiş döneminin öncüsü ustamız Abdi İpekçi’dir. Basın ahlak esasları -ki sonra Basın Ahlak Yasası diye anılmaya başladı. 24 Temmuz 1960 tarihinde onun öncülüğünü yaptığı çalışma sonrasında yaşama geçirilmiştir. Basın ahlak ilkelerini dikkatli uygulayan kişi de Abdi Bey’in kendisi olmuştur” diyerek sözlerini sonlandırdı.

İPEKÇİ: İTİRAZ ETMELİYİZ

Erinç’in ardından konuşan Abdi İpekçi’nin kızı Nükhet İpekçi ise konuşmasını yazılı metin olarak hazırladığını ve doğru anlaşılması için yazılı metinden okuma yapacağını belirterek sözlerine başladı. İpekçi Örgütü bilmek ama fotoğrafını çekip mahkemeye delil olarak sunamamak en büyük acılardan biri. Teker teker ve hep birlikte boğulmaya itiraz etmeliyiz. Varlığınıza çok teşekkürler” dedi.

TURGAY OLCAYTO: “GAZETECİLİK ZOR DURUMDAN ÇIKACAKTIR”

TGC Başkan Vekili Turgay Olcayto şöyle konuştu:   “Abdi İpekçi mesleğimize basın ilkelerini sokan, muhabirliğin önemini öne çıkaran çok değerli bir gazeteciydi. Hem uluslararası alanda hem de yurtiçinde çok önemli çalışmalar yaptı. Değerini kısa sürede kanıtladı. Kaybı, Türk basını için çok önemlidir. Kaybından ötürü gazeteciliğin bugün düştüğü durumu görüp bir kat daha üzülüyoruz. Türkiye’de gazetecilere yönelik çok ağır baskılar var. Faili meçhuller aydınlanmadıkça da sanki ‘yapanın yanına kâr kalıyor’ gibi bir imaj var. Dolayısıyla gazetecilik zaten zor bir meslek, özellikle günümüzde giderek zorlaşıyor. Bunların bir an önce çözüme kavuşması lazım. Ölümle, baskı tehdidiyle çalışan bir meslek grubunun bir gecede yıpranma payı kaldırılabiliyor. Bu zor durumdan gazetecilik elbette çıkacak ama bir süreç gerekiyor.”

NAİL GÜRELİ: “DİRENMEK, İPEKÇİ GAZETECİLİĞİNİN BİR PARÇASI” 

 Milliyet Gazetesi yazarı Nail Güreli ise Abdi İpekçi’nin öldürülüşüyle ilgili şunları söyledi: “Her yıl Abdi İpekçi’yi anıyoruz ama bu yılın ayrı bir özelliği var. Abdi İpekçi gazeteciliğini ihmal edenler, Abdi İpekçi gazeteciliğini sorgulamaya kalkanlara bir cevap niteliği de taşıyor bu yıl. Çünkü bugünkü gazeteciliğin geldiği durum Abdi İpekçi gazeteciliğini yok etmek isteyenlere bir cevap niteliğindedir. Abdi İpekçi gazeteciliği halkın yararına gazetecilik yapmaktır. Halkı bilgilendirme amacı güder. Halbuki bugün basının halkı bilgilendirmesi de halkı avutması yolunda. Baskılar altında basın. Abdi İpekçi gazeteciliğin özüdür. Bugün genç arkadaşları içinde gerçek ve halk yararına gazetecilik yapmak isteyenler, ülkesinde olup bitenler için halkı bilgilendirme amacında olanlar çoğunlukta. Belki belirleyici değiller, çeşitli baskılar ve medya-sermaye-siyaset ilişkileri sebebiyle ama onlar varlar. Abdi İpekçi gazeteciliği de daima var olacaktır. Genç kuşaklar tarafından Abdi İpekçi gazeteciliğinin dirençle korunacağını düşünüyorum. Direnmek Abdi İpekçi gazeteciliğinin temelinde vardır.”

TGC ABDİ İPEKÇİ’Yİ DÜZENLEDİĞİ PANELLE ANDI

İpekçi gazeteciliğinin anlatıldığı panelde, gazeteciliğin bugünkü durumuna değinildi.

Milliyet Gazetesi yazarı Nail Güreli’nin moderatörlüğünü yaptığı panele konuşmacı olarak TGC Başkanı Orhan Erinç, Basın Konseyi Başkanı Orhan Birgit, Radikal Gazetesi yazarı Altan Öymen katıldı. Panel TGC Başkanı Erinç’in Gazetecilere Özgürlük Platformu Başkanlığı’nı Basın Konseyi Başkanı Orhan Birgit’e devretmesiyle başladı. 

 Panelin moderatörlüğünü yapan Milliyet gazetesi yazarı Nail Güreli, Abdi İpekçi anmasının sadece bir anma değil, baskılara ve yıldırma çabalarına karşı gösterilen direncin de bir simgesi olduğunu anlattı. Nail Güreli, “İktidara göre yapılan gazetecilik, habercilik anlayışı, gazetecilere yapılan baskılar başarıya ulaşamadı. Abdi İpekçi gazeteciliği demek, basının unsurlarını bütünüyle yerine getirmek demektir. Bugünkü panelle Abdi İpekçi gazeteciliği genç kuşaklara aktarılacak” diye konuştu. 

ERİNÇ: SORUNLARA SOĞUKKANLI YAKLAŞIRDI 

 TGC Başkanı Orhan Erinç, Abdi İpekçi’ye dair yaptığı konuşmada, “Abdi Bey sorunlara soğukkanlı yaklaşmasını bilen bir ustamızdı. Politikayla sadece gazetecileri ilgilendiren çalışmalara katılırdı. Olağanüstü titizlik gösterir ve TGC’nin bu geleneği devam ettirmesi için ciddi bir çaba içerisindeydi” dedi. 

 14 Şubat 1957’den bu yana meslek sorunlarının çözülmesi bir yana her yıl daha da arttığını gözlemlediğini belirten Erinç, “1961’de 5953 Sayılı Basın İş Yasası’nın değiştirilmesinin mutluluğunu yaşadık. Bizden sonra gelen kuşaklar 212 sayılı yasayla göreve başladıkları için ve İş Yasası, Basın İş Yasası’nın önüne geçecek nice madde taşıdığı için 212 sayılı yasa çok gerilerde kaldı” diyerek mesleki sorunlara değindi.  Erinç sözlerine, “Başbakan’ın 10 Ocak’ta Başbakanlık muhabirleriyle yaptığı görüşmede muhabirlerin sıkıntıları için cemiyetlere çağrı yapması üzerine, yıpranma hakkımızın verilmesi için başvuruda bulunduk. Bülent Arınç’a da bu talebimizi ilettik” diyerek devam etti.

 Erinç konuşmasında İtibari Hizmet Zammı’nı öngören 2978 sayılı yasanın çıkmasında önemli bir çaba veren TGS Eski Başkanı Ziya Sonay’a da teşekkürlerini bildirdi.  Yargılanan ve tutuklu olan gazetecilerin durumuna da değinen Erinç, “Devleti yönetenler tutuklanan gazetecilerin terör örgütü üyesi olarak yargılandığını iddia ediyorlar. Bu iddialar gerçeği yansıtmamaktadır. Sorgu sırasında gazetecilere yöneltilen sorular, mesleki çalışmaları hakkındaki sorulardır. Bu gazetecilere haber kaynaklarıyla ilişkileri, arşivleriyle ilgili sorular yöneltilmektedir. Bunlar bugün suç isnadı olarak kullanılmaktadır. Gazeteci arkadaşlarımızın gazetecilik mesleği yüzünden yargılandığını düşünüyoruz” dedi.

 Terörle Mücadele Yasası’nın 6. ve 7. maddelerinin değiştirilmediği sürece gazetecilerin yargılanmasının önüne geçilemeyeceğinin de altını çizen Erinç, “Gazetecilik, bizim anlayışımızda gazetecilerin her aklına eseni yazması demek değildir. Bu mesleğin birtakım ilkeleri vardır. Bu ilkelerin de yazılı hale gelmesini sağlayan ilk kişi Abdi İpekçi’dir” diye konuştu.

BİRGİT: İLKELİ BİR İNSANDI  Erinç’in ardından söz alan Basın Konseyi Başkanı Orhan Birgit konuşmasında, “Abdi İpekçi’nin öldürüldüğü tarihte Ankara’da milletvekiliydim. Dönemin Başbakan’ı Bülent Ecevit’le İpekçi’nin uzun bir görüşme yaptığını biliyorum. Abdi Bey’i öldüren tetikçi uluslararası bir tetikçi. 1979’da İpekçi suikastı, Muammer Aksoy’un öldürülmesi, Maraş Katliamı gibi olayların hepsine ben bütünlüklü bakıyorum. 80 darbesine giden süreçte Abdi İpekçi suikastının bir nokta olduğunu düşünüyorum. Abdi İpekçi sadece meslek ilkeleri açısından değil pek çok yönden ilkeli bir insandı. Ne yandaş oldu ne de kin güderek düşman oldu” dedi.

ÖYMEN: İLK EKONOMİ VE SPOR SAYFALARI İPEKÇİ’YE AİT

Birgit’in ardından söz alan yazar Altan Öymen, şunları söyledi: “Ne kadar vakit geçmiş olursa olsun bu gibi faili meçhul cinayetlerin arkasından gitmeliyiz. Dün Muammer Aksoy’un öldürüldüğü gündü. Bugün de Abdi İpekçi’yi anıyoruz. Bu suikastla ilgili en önemli araştırmayı yapan Uğur Mumcu da öldürüldü. Her aya dünya kadar insan, dünya kadar cinayet düşüyor. Bu cinayetleri aydınlatmak için Meclis’te bir çalışma yapıldı. Meclis dışında da güvenlik güçlerinin bir çalışma yapması gerek diye düşünüyorum. Gazeteciliğin uygulamaları açısından, yorumların hür olması açısından, haberlerinin salt gerçeklere dayanması açısından Abdi İpekçi çok önemli biridir. İlk ekonomi ve spor sayfaları onun fikridir. Türk basınının evrensel ölçüde temsil edilmesinde öncülük etmiştir. Bugün Türkiye, basın özgürlüğü açısından en kötü dönemindedir.”

SEDES: ABDİ İPEKÇİ BASINDA BÜYÜK REFORM YAPMIŞTI

Panel konuşmacılarının ardından dinleyicilerin arasında bulunan İpekçi’nin yakın arkadaşı gazeteci İzzet Sedes yaptığı konuşmada İpekçi’nin lise yıllarında gazeteci olmaya karar verdiğini anlattı. Sedes, şunları söyledi: “İpekçi’nin vurularak öldürüldüğü haberini aldığımda bayılmışım. Biz lise yıllarımızdan beri arkadaştık. Abdi İpekçi Türk basınında büyük bir reform yapmıştı. Modern gazeteciliği Türkiye’ye getiren insandı. Milliyet o dönemlerde Türkiye’nin en etkili gazetesiydi.”

KAZAN: TANIĞI KORUYAMADILAR

Sedes’in ardından kısa bir konuşma yapan avukat Turgut Kazan ise “Faili meçhulün arkasındaki gücün kim olduğu birileri tarafından biliniyordu. Dava sürecinde bir tanık vardı. Ancak sistem o tanığı koruyamadı. Oral Çelik’i tanıyan tanık duruşmada ‘O değildi’ dedi.

O sırada öğrenildi ki, Yalçın Özbey diye biri daha var. MİT, Özbey’le ilgili bir yazı gönderdi. Ancak bu bilgiler kullanılamadı” dedi.  Kazan, “Yalçın Özbey bu suikastta en önemli faillerden biriydi. Ama Türk basını onu hiç tanıyamadı. Onu 4 gün boyunca kendi talebi üzerine Almanya’da sorgulayan MİT ve emniyet görevlileri önemli bir bilgi içermediği gerekçesiyle bu ifadeyi yok ettiklerini söylediler” diye ekledi.

  • Haberi Yazdır
  • Haberi PDF olarak bilgisayarına kaydet
  • Facebook' ta paylaş
  • Delicious hesabına ekle
  • Twitter' da paylaş
  • Myspace' de paylaş
  • Digg' de paylaş
  • Google' da paylaş
  • Friendfeed' de paylaş
  • Microsoft Live' da paylaş




Yorumlarınızın yayınlanması için "Yorum Kurallarını" okuyun.


reklam
M.Hüseyin ZORKUN hzorkun@antakyahaber.net
T: www.twitter.com/hzorkun
F: www.facebook.com/zorkunn
P.K. 200 Antakya - Hatay
0506 506 9988(SMS Atınız)
info@antakyahaber.net