
ANTAKYA HABER AJANSI
Nevra Bulgurcu Yavuz&Nebih Nafile, Hatay Life Dergisi Söyleşisi...
Hayata söyleyecekleriniz varsa kendi evreninizi topluma yansıtmaksa amacınız, bir de farklı dilleri kullanmakta ustaysanız sözünüzü en iyi ifade edecek şeylere yönelme ihtiyacı duyarsınız. İşte Nebih Nafile de farklı anlatım yollarını kullanarak kalbinin derinliklerini ortaya koyan Hatay’daki başarılı sanatçılarımızdan biri. Nebih Bey, Hatay’da yaşamasının onun sanatçı kimliğine çok şey kattığını hatta Hatay’a olan bu sonsuz sevgisinin, duygularını değişik yollarda aktarmada son derece etkili olduğunu dile getiren bir şair, ozan, yazar ve belki de en önemlisi bir eğitimci.
Hatay Life Dergisi olarak biz de kendisiyle temeline sevgiyi yerleştirdiği bakış açıları ve çok yönlü olan sanatçı kimliği üzerine konuştuk.
Nevra Bulgurcu Yavuz: Bir şair ve fikir adamı olarak portrenizi sizden öğrenebilir miyiz?
Nebih Nafile: 1969 Antakya doğumlu ve bunun için kendisini her daim şanslı hisseden biriyim. Lise eğitimimi dinlerin kardeşçe yaşadığı, her köşesi sevgi ve barışla örülü Antakya’da tamamladıktan sonra 1992 yılında Ankara Gazi Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi Mobilya İçmimarı ve Dekorasyon Bölümünden mezun oldum. Mezun olur olmaz da Niğde’de “Mobilya ve Dekorasyon Bölüm Şefi” olarak kutsal meslek dediğim öğretmenlik görevime başladım. Yurdumuzun çeşitli yerlerinde görev yaptıktan sonra da mezun olduğum Hatay Erol Bilecik Teknik Lise ve Endüstri Meslek Lisesi’ne atandım. Eğitmenlik her zaman benim ağır basan yanım oldu. Çünkü onu da sanatın bir parçası olarak gördüm. Almış olduğum mobilyacılık eğitiminin şair olmamda çok büyük bir etkisi olduğunu düşünüyorum. Ağacın o kokusu, kendine has oluşumu ve sizin yoktan bir şeyler var ediyor oluşunuz, hayal ettiğiniz bir şeyi somut bir olguya dönüştürmek şiirin de tabiatında olan bir şey. Bu nedenle soranlara ben aslında “önce eğitimciyim” diyorum.
Nevra Bulgurcu Yavuz: Peki, şiire yönelişiniz nasıl oldu?
Nebih Nafile: Ben şiire günün geceye teslim olduğu bir an başladım aslında. Hayatımın her döneminde gecenin benim için ayrı bir yeri olmuştur. Çünkü gece her nedense beni düşünmeye sevk ediyor. Sessizliği dinleyip o anda başka bir zamanda başka bir mekânda hayatın akıyor olduğunu bilmek beni daima heyecanlandırmıştır. Dünyanın bu devingen yapısı beni de az uyumaya ama onun yerine daha çok düşünmeye itti. Ondan sonra da bu büyülü anı kelimelerle ölümsüzleştirmeyi istedim ve yazmaya başladım. Yazdıkça duygularımı daha iyi ifade edebilecek yollar aradım ve kelimelerin belki de en etkili hali olan “şiir”e yöneldim. Yine aynı gecede sessizliğin tam ortasında caddenin karşı tarafında izlediğim bir sahne, kalemi elime almama neden oldu. Herkesin belki de her gün şahit olacağı sıradan bir kedi köpek kavgasıydı bu ama gecenin de vermiş olduğu büyüyle ben bunu bir güçlüyle güçsüz kavgası olarak algıladım. Tıpkı dünyanın başka bir yerinde başka bir zamanda başka bir formda yaşanıyor olduğu gibi. Yazdıklarımı da blogumda paylaşınca ne kadar çok insanın okuyup kendilerinden bir şeyler bulduğunu fark ettim ve bu da beni daha çok yazmaya sevk etti. İkinci ve üçüncü şiirimin meydana gelmesiyle beraber, bir de bakmışım “Umut Yaşam İnsan” adlı kitabım oluşuvermiş bile.
Nevra Bulgurcu Yavuz: Her şeyden önce çok yönlü bir sanatçı olarak biliniyorsunuz. Bu çok yönlülük farklı bakış açılarına sahip olduğunuzdan mı yoksa her duyguyu ifade edecek daha iyi bir yol olduğunu düşünmenizden mi kaynaklanıyor?
Nebih Nafile: Bu soruyu belki de beni en iyi tanıyanların gözünden size aktarabilirim. Benim için her şeyin temelinde sevgi yatar. Bu sevgi hali hayatın her alanına da pozitif olarak yaklaşmama neden olur. Bu felsefi yaklaşım, çevremi de etkilediğinden beni tanıyanların benimle ilgili söyleyecekleri ilk şey ne kadar pozitif olduğumdur. Elbette bir duyguyu ifade etmenin binlerce yolu vardır. Siz kendinizi o an en etkili nasıl ifade edeceğinizi düşünüyorsanız o yola yönelirsiniz.
Ancak içinde bulunulan hayat koşulları da insana belirli bir yol çizer. Ben geldiğim bu yere bir takım zorluklar çekerek gelmiş birisiyim. Okul yıllarımda arkadaşlarımın 2 günde harcadıkları parayla 1 ay geçindiğim olmuştur. Ama o zaman yaşadığım sıkıntılar beni belirli bir olgunluğa eriştirdi. Hiçbir zaman isyan etmedim, umutsuzluğa kapıldığımı da hatırlamıyorum. Farklı pencerelerden bakamıyor olsaydım şimdi bambaşka bir yerde de olabilirdim. Şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki içimdeki insan sevgisi ve onlar için bir şeyler yapabilme isteği benim çok yönlülüğümün altında yatan ana nedendir.
Nevra Bulgurcu Yavuz: Bu çok yönlülüğünüzü birleştirdiğinizde kendiniz için nasıl bir tablo görüyorsunuz, başka bir deyişle asıl amacınız nedir? Ölümsüz olup geriye sizden bir şeyler bırakabilmek mi yoksa sosyal anlamda topluma bir şeyler bırakabilmek mi? Toplumdaki yaşanmışlıklara ne mesafedesiniz?
Nebih Nafile: Ölümsüzlük kavramı sanatın doğasında zaten var olan bir şey. Sanatın doğuşunda “Sanat sanat için midir, yoksa toplum için midir?” tartışması her zaman vardır, sonsuza kadar da olacaktır. Ama şöyle bir düşündüğüm zaman hiçbir vakit yazdıklarımla, söylediklerimle veya bağlamamla ölümsüz olmanın hayalini kurmadım. Ancak gün geçtikçe, tanındıkça, çağırıldığım festivallere katıldıkça insanlarla bir şeyler paylaşabilme duygusu tarif edilemez bir mutluluk oldu benim için. Yani siz isteseniz de istemeseniz de belirli bir noktada ölümsüzlük kavramının kıyısından köşesinden bir yerlerine değiyorsunuz. Ancak, toplumsal olgulara kayıtsız kalmak da pek mümkün olan bir şey değil. Her sanatçının topluma karşı bir takım yükümlülükleri yerine getirmesi gerekir. Bir örnek vermem gerekirse deprem gerçeğinden bahsetmek isterim. 1. dereceden deprem bölgesinde yaşıyoruz. Bu gerçeği bilmemize rağmen bina yapılarını incelediğimizde hem yönetim olarak hem de birey olarak bu durumu göz ardı ettiğimiz aşikâr. Bir sanatçı olarak ama ondan da önemlisi bir birey olarak bu durumu dillendirmemek, işlememek ya da yazıya dökmemek mümkün olabilir mi sizce?
Nevra Bulgurcu Yavuz: Nebih Nafile “şiir”i hayatla nasıl bağdaştırır?
Nebih Nafile: Şiir nefes almak gibi, yemek yemek gibi bir şey. Hayatımızın her saniyesinde var olan, ifade edebilmenin en etkili ve çarpıcı hali. Her şeyden önce güç kavramıyla son derece örtüşen bir alan. Annenize, sevgilinize, arkadaşınıza bir şey söylemenin ya da anlatmanın, belki de istemenin en güçlü biçimi. Dolayısıyla şiiri hayatın kendisi olarak görmek gerekir.
Nevra Bulgurcu Yavuz: Şehirlerin bizim kültürümüzde büyük yeri vardır. Şiirimizde de göz ardı edilemeyen bir değere sahiptir şehirler. Siz bir sanatçı olarak yüreğinizdeki Hatay’ı anlatır mısınız?
Nebih Nafile: Hatay dinlerin kardeşçe yaşadığı, sayısız medeniyete ev sahipliği yapmış, tabiat ananın oldukça cömert davrandığı, sıcak yürekli insanlarının zenginliğiyle örülü bir kent. Bir Hataylı olarak bundan her zaman gurur duydum, her zaman da sahip çıkmaya çalıştım. Zaman zaman şehir dışında yaşayan Hataylıların ilimize bizden daha çok sahip çıktığını görüp biz neden bir şeyler yapamıyoruz diye düşünsem de temeline sevgiyi yerleştirdiğim bu şehir benim için bambaşka bir anlama sahip. Bana göre her şehrin kendine özgü bir kokusu vardır. Hatay da hem yeşil hem sarı kokar; bir yandan yemek kokularıyla bezenirken bir yandan da tarih kokar, sanat kokar. Yaşadıkça güzelleşen tarifi çok zor bir şehir burası.
Nevra Bulgurcu Yavuz: Hatay’daki edebiyat ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce, halk olarak sanat ve sanatla ilgili her şeyi biraz geriden mi takip ediyoruz? Bu eksikliği giderebilmek için bize ve kurumlara ne gibi görevler düşüyor?
Nebih Nafile: Ne yazık ki toplum olarak okumayan bir milletiz. Hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olması gerekirken, okumama gibi bir hastalığa yakalanmış durumdayız, üstelik bu sadece Hatay için değil tüm ülke için geçerli bir durum. Bu son derece üzüyor beni, açıkçası tam manasıyla bu alışkanlık herkese nasıl aşılanır bilmiyorum. Ama en azından elimden geldiği kadar, yazdıklarımla insanları bu yöne doğru sevk etmeye çalışıyorum. Bu doğrultuda da sayısız etkinliğe katıldığımı söyleyebilirim. Hacı Bektaş Veli’yi Anma Kültür ve Sanat Etkinlikleri, Mersin-Yenice Kültür Sanat ve Barış Festivali, Bingöl-Kiğı Seyit Kasım Kültür Sanat ve Bal Festivali, Aknehir Kültür Sanat Festivali, Çekmece Kültür Sanat Festivali başta olmak üzere şiir ve türkülerimle sahne aldığım yerlerdir. Adana Tüyap Kitap Fuarı, İstanbul Tüyap Kitap Fuarı, Bartın 15. Kitap Fuarı, Göynük Kültür Sanat Şöleni, Ankara Kurgu Kültür Merkezi kitap tanıtım ve imza günü, İzmir Haykırış Türkü Evi Türkü Gecesi, Orhan Kemal Öykü Ödül Töreni, Suriye’de İdlip ve Ermenez Kültür Merkezi şiir ve türkü dinletilerimin başlıcalarıdır. Bunun dışında birçok kültür sanat şenliğinde sunuculuk yaptım. Kütüphaneler Haftası nedeniyle Samandağ İlçe Halk Kütüphanesi, Antakya Kültür Merkezi; çeşitli tarihlerde Gazipaşa İlköğretim Okulu, Sümerler İlköğretim Okulu, Doğuş Okulları, Erol Bilecik Teknik Lise ve Endüstri Meslek Lisesi, Çekmece Şehit Türkmen İlköğretim Okulu gibi çeşitli kurum ve kuruluşlarda şiir ve türkü dinletilerim oldu. Kısacası durmadan çalışıyorum, insanları daha iyiye ve güzele sevk etmek için zevkle yoğun çaba gösteriyorum. Bir nevi kendileri okumak istemese bile ben onlara dinleterek bu sevgiyi aşılamaya çalışıyorum. İlimizde de ne kadar bu tarzda etkinlik düzenlenirse durum o kadar düzelecektir umudunu taşıyorum. Tabii ki biz de elimizden geldiği kadar çok katılmalıyız bu tür etkinliklere.
Nevra Bulgurcu Yavuz: Türkü dinletileri demişken müziğin de hayatınızda çok önemli bir yeri olduğunu biliyoruz. Peki, müzik sizin için ne ifade ediyor?
Nebih Nafile: Müzik de hayatımın vazgeçilmezlerinden. O şiirsel dokuyu nağmelerle anlatmak, akıllara işlemek ve söylediğiniz türkünün başkaları tarafından hep bir ağızdan söylendiğini duymak, tarifi çok zor bir mutluluk. Müzikle olan ilişkim aslında bağlamaya olan sevgimle başladı, zorluklar çekerek edindiğim bağlamam şimdilerde yanımdan ayırmadığım, sevincimi, hüznümü, kederimi paylaşan ama aynı zamanda içimin tekrar umut dolmasını sağlayan en iyi dostumdur. Bağlama çalmayı da kendi başıma öğrendiğimden olsa gerek, çok güçlü bir bağ var aramızda. Dolayısıyla müzik de şiir gibi sevgiyi anlatmanın en güçlü hallerinden biri bana göre. Tabii müzik sevgimin pekişmesinde, Musa Eroğlu, Sabahat Akkiraz, Edip Akbayram gibi Türk halk müziği sanatçıları ile aynı sahneyi ve ortamı paylaşmış olmamın etkisi büyük.
“Umut Yaşam İnsan” adlı kitabıyla sesini duyuran ve 2. baskısı yapılan, “Güneş Hepimiz İçin” ile herkesin beğenisini kazanan, Şubat 2011’ de Adana’da düzenlenen bir yarışmada birincilik ödülü alan Nebih Nafile, Antakya’nın sahip olduğu değerlerden bir tanesi. Kendisine bu keyifli sohbeti için teşekkür ediyor, başarılarının devamını diliyoruz.
Hatay Life Dergisi Genel Yayın Koordinatörü
Nevra Bulgurcu Yavuz…