Şehmus Aslan Başkanlığındaki İskenderun Gazeteciler Cemiyeti'ni de bünyesinde barındıran Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'inin kıdemli Başkanı Nail Güreli; Antakya'da, Antakyalı dışında üyesi olduğunu sanmadığım Yeni Hatay ile Antakya Gazeteciler Cemiyeti'nin üç günlüğüne düzenlediği 'Yerel Basın Semineri'ne katılmış.
20 Temmuz günlü Milliyet'teki köşesinde, gitmişken bir şeyler yazmış olmak için yazdığı izlenimi veren "Hatay'a dair" başlıklı yazısının daha ilk cümlesine yanlışla girmiş.
Ne demek istediğini anlayamadım; şöyle:
"Antakya yerine Hatay diyelim, çünkü plakası 31."
Yanlışı pekiştirmiş:
"Hatay aydın ve aydınlık bir kent..."
Ve Celalettin Bey...
Benzeri bir yanlış ya da yanılgı,Valimiz Celalettin Lekesiz'den de geliyor. Gazeteci M. Hüseyin Zorkun'un sitesindeki habere göre Sayın Lekesiz, Antakya Medeniyetler Korusu'nun verdiği muhteşem konserde, "Hatay, İstanbul gibi 'şehir' kültürü olan bir memlekettir. 'Bu şehir' v.b..." demiş.
Diyelim ki, yaşını başını almış, deneyimli, usta, gazetecilere de başkanlık eden Nail Bey, İstanbul'a 1100 klm.uzaktaki Antakya-Hatay arasındaki anlam ayırdını hadi bilemedi. Peki ya Hatay'dan sorumlu, Hatay'da görevli, mülkün amiri ve ikametgâhı Hatay'a kayıtlı Vali?..
Kendilerinin daha önceden de naçizane dikkatine sunmuştum. Demek oluyor ki okumamış; ancak, okumalı değil miydi?..
Nail ve Celalettin Beylerin, bu vesileyle, haddimi aşma pahasına da olsa, 29 Ocak 2011 günlü konuya dair aşağıdaki yazımı, lûtfederlerse eğer, okumalarını isterim:
"Bu neşkil Antekeli?..
3 Ocak'ta (2011) bu köşede yayımlanan "Hatay şehir midir?" başlıklı yazımda, "Bazı okumuş yazmışlarla üst düzey bürokrat, siyasetçi, işadamı, yazar, gazeteci, eğitimci ve televizyon spikerleri bile, Antakya-Hatay arasındaki kavram ve anlam farkını yazık ki fark edemiyorlar... Hatay'la Antakya'yı aynı şey sanıyorlar. Hatay adının il'e, Antakya adının da merkez ilçeye ait olduğunun ayırdına varamıyorlar..." demiş, "Yanlışa Valilik sitesine gönderilen yorumlarda da rastlanıyor" uyarısında bulunmuştum. Son örnek olarak da, "Has be has Antakyalı" diye nitelediğim, TOBB Yönetim Kurulu Üyesi, Antakya Ticaret Borsası Başkanı, muhtemel milletvekili adayı Mehmet Ali Kuseyri'nin, basında yayımlanan "Hatay büyükşehir olmayı hak ediyor" başlıklı açıklamasını göstermiştim.
Aradan 20 gün geçtikten sonra gördüm ki Sayın Kuseyri, yanlışını bilerek-bilmeyerek aynen sürdürmekte. Hem de, Hürriyet'in Çukurova ekinde. Bölge temsilcisi, Ek'in Başyazarı Y. Sinan Tanyıldız'ın köşesine iki gün yerleşerek. Sayın Tanyıldız'ı da "Hatay'ın hedefi büyük" ve "Hatay Türkiye'nin özel kentidir" başlıklı yazılarıyla yanlışına ortak ederek...
Sinan Bey, yanılmıyorsam eğer Karadenizlidir. Hatay_Antakya ayırdını yapamayabilir. Fakat, ya Sayın Kuseyri? Güya hem öz, hem de aydın bir Antekeli...
Kentli ağzıyla örneğin, "Kuseyri dışarlıklı del, buralı. Eğersem dışarlıklı olsadı, hemene tanırdım keni" denilenlerden...
23 Ocak'ta Y. Sinan Tanyıldız'a şu mail'i yolladım:
"Sinan Bey,
İskenderun'da yayınlana "Söz" Gazetesinde köşe yazarlığı yapıyorum. Bugünkü "Hatay'ın hedefi büyük" başlıklı yazınıza hem memnun oldum hem de takıldım.
Hatay, malûmunuz il'in adıdır. Hatay diye bir şehir yoktur. Konuya açıklık getiren 3 Ocak günlü yazımı, Sayın M. Ali Kuseyri'nin okumadığı anlaşılıyor.
Ekte sunduğum o yazıya göz attığınızda, demeye çalıştığımı fark edilecektir.
Umarım bu bariz yanlış, tarafınızca düzeltilir.
Saygılarımla."
Üçüncü gün Sayın Tanyıldız'dan ses geldi. Yanlışı kabullenmişti. Şu notu düşmüştü yazısına:
"Sayın Hüsamettin Tacettin,
Haklısınız, Hatay'la ilgili uyarınız için teşekkür. Yazınızı gerekli yerlere gönderdim.
Sağolun."
Muhataplarım ariftirler; bu kadarla yetiniyorum...