HABER SPOR TİCARET İLAN KENT HARİTA EĞİTİM ERKEKÇE KADINCA TEKNOLOJİ SAĞLIK LİNK EĞLENCE HAVA VİDEO FOTOĞRAF YAZARLAR ETKİNLİK
Hüsamettin TACETTİN
" Yazarın biyografisi "

Pabuç ağızlı, pabuç dilliler

09 Ocak 2012
Okunma sayısı : 322

 

            Ağzı olan, bilsin bilmesin, aklı-fikri ersin ermesin konuşuyor, yazıyor. Desteksiz ve destursuz atıp tutuyor. Ne dersiniz; acaba kendim de onlardan biri miyimdir?

            Öylelerine pabuç ağızlı-dilli ya da yayvan ağızlı denir. Sorumsuz, saygısız ve duyarsızlara özgü müzmin bir haldir.

            Radyo, televizyon, dergi ve gazete çoğaldıkça; yansız, yetkin ve işin uzmanı sayılan mahdut bir zümre, körün değneğini bellemesi gibi toplumun huzuruna getirilmekte. Tartışmalar ahkâm kesmeye dönüşmekte ve çoğu kez de bu tür kişiler, konu ve sorunların çözümünde tek ve tekelci edasıyla, kendilerini‘akıldane müessesesi’ olarak görmekteler!

            İktidar karşıtı ise, hakkı-halkı-hukuku; yanlısı ya da yandaşıysa hukuksuzluğu savunuyor pozdalar…

            O ekran senin, bu gazeteyle ekran da benim yarışında, cebe indirdikleri papellerden söz etmiyorlar…

            Bir yandan da, kendi meşreplerine uygun ve uyumlu kamuoyu oluşturmayı amaçlıyorlar…

            Konuşuyor, tartışıyor ve çare buluyor gibiler ama; acaba hangi konu ve sorunun halline katık oldular! Meclis Başkanı Cemil Çiçek nerdeyse tellal bağırtıyor:

            Ey ahali, yazanı, çizeni, düşüneni düşünmeyeni; STK örgütleri, üniversiteler, partiler; yeni anayasaya öneri versenize; niye sessiz ve çekingensiniz, diye!

            İş ciddiye bindiği, vakit de daraldığı halde, şamatacı ağız ve dillerde herhangi tık yok!

            Peki; ne var:

 

Kürtçü şaklabanlığı…

 

            Uludere olayında 35 kişi öldü ya; Kürdü-Türkü herkes celâllendi. Resmi ağızlar, yanlış ve eksik istihbarat sonucu oldu; kasıt yok, üzüldük der, suçluluk kompleksine de girerken;. BDP’yle CHP, olaya kasıt damgası vurup siyasal rant sağlamaya kalktıştı.

            “Devlet halkını bombaladı”, “Bu bir katliamdır” diyen ve yazanlar oldu.Yüksek tazminat istendi, tazminat ödeneceği bildirildi.

            Tabutlar, siyasi tören havasında, binlerce kişi ve araç eşliğinde, üzerlerine malûm bayrak ve flamalar konularak Kürtçü propaganda amaçlı kullanıldı..

            Devlet katil ilân edildi; hesap sorulacağı söylendi.

            Medya, kimi muvafıklar da dahil, olayı bilinçli-bilinçsiz gündemde tuttu.

            Suçlu, kusurlu ve hatta katil; sonuçta devlet, hükûmet ve MİT oldu.

            Yaşı 25’in altındaki gençlerin katli mazur görülemez ve asla affedilemezdi.

            Yazık değil miydi 35 vatandaşa?

            Öldürülenler, aş - ekmek parası peşindelerdi. Sınırda kaçakçılık yapıyorlarsa meşru görülmeliydi.

            Devlet bölgeye yatırım yapsa, istihdam olanağı da sağlasaydı kaçakçılık olmazdı. PKK’lı terörist de iseler, vatandaştır ölenler. Açlığa mahkûm edildiler…

 

Peki ya Mehmetçik, polis, sivil?

 

            Evet, Kürtçü bakışla madalyonun bir yüzü böyle. Öteki yüzündeyse şu kabil sorular var:

1- İstihbarat zafiyeti salt bu olayda mı yaşandı? Karakol, okul, kamu binalarına yönelik terörist baskınlarıyla canlı bomba eylemleri, mayın döşeme-patlatma, asker-sivil kaçırma, öldürme, polis-jandarma araçlarını kurşunlama gibi olaylar, başarılı istihbarata karşın mı gerçekleştirildi?

            2- 1’er, 5’er, 10’ar, 33’er kişi halinde şehit ve gazi edilen binlerce masum da, 35 kişi gibi vatandaş değil miydi?

            3- 35 kişinin cenazesini görkemli gösteriyle siyasete bulayanlardan acaba hangisi, teröre kurban gidenlere üzüldü? Ya da şehit cenazelerinde görüldü?

            Kamu binalarının yakılıp yıkıldığı ve ateşe tutulduğu ortamda, devlet yatırım yapar, iş alanları açar mı? Keza özel sektör de riski göze alır mı?

            Bir yandan “Kürt’e özerklik yetmez, gerekiyorsa bağımsızlık!” de, iste; beri yandan ise ben de vatandaşım de!...

            Devlette, ilgili birimlerde ve MİT’te hata ve zafiyet varsa, ki var; bu zafiyetin bedelini on binlerce gazi ve şehit ödedi.

            4- Öyleyse niye bu ağıt, istismar ve şamata? Şehit ve gazi askerlerimiz 29 yaşlarında değiller miydi?

            Bu iki yüzlü yaklaşım ve samimiyetsizlik, ırkçı, bölücü ve terörden yana olmak değil mi?

            5- Hadi, nesebi belli BDP ile bölücü Kürtler, Uludere olayını sömüreceklerdir diyelim; fakat polisi, askeri ve sivili katleden teröristi izleme ve istihbarat zafiyeti niye tartışılmıyor?

            35 kişi birer masum ve yurtsever ana kuzusu da; on binlerce şehit hain ve terörist miydi?

            Kürt kökenli ölürse zafiyet, tazminat, özür; bölücü ve teröristle savaşan ise ölürse ölür!

            Pabuç ağızla dillerde  kilitlenme; akıl, izan ve vicdanlarda tutulma mı var?

            Hııı?...

             

  • Haberi Yazdır
  • Haberi PDF olarak bilgisayarına kaydet
  • Facebook' ta paylaş
  • Delicious hesabına ekle
  • Twitter' da paylaş
  • Myspace' de paylaş
  • Digg' de paylaş
  • Google' da paylaş
  • Friendfeed' de paylaş
  • Microsoft Live' da paylaş




Yorumlarınızın yayınlanması için "Yorum Kurallarını" okuyun.
M.Hüseyin ZORKUN hzorkun@antakyahaber.net
T: www.twitter.com/hzorkun
F: www.facebook.com/zorkunn
P.K. 200 Antakya - Hatay
0506 506 9988(SMS Atınız)
info@antakyahaber.net