Okan Bayülgen’in “Kral çıplak” adlı, TV 8’deki programının önceki günkü konuğu, Star Tv. sahibinin el değiştirmesiyle açıkta kalan ünlü gazeteci ve “Arena”cı Uğur Dündar’dı. Medyanın halini konuştular uzun uzun. Birleştikleri husus, basın hakkındaki, bendenizin de naçizane tanımladığı “çöktü” tabirini doğrular içerikteydi.
Medya, çok az sayıdakileri saymaz iseniz, okuyanların da fark ettiği üzere, yansız ve muhalif olmaktan çıkmış, boynunu eğip iktidara teslim olmuş durumdadır. Oysa gerçek demokrasilerde yansız basınla muhalefet, en azından iktidar kadar gerekli, yararlı ve zorunludur.
Bendeniz yereli dışta tutmaya çalışıyor, “çökme”yi daha çok yaygın medyaya yakıştırıyordum. Fakat heyhat! Giderek gözleniyor ki, yerel de elden gidiyor! İktidarın, sermayenin, çıkarcılığın borusunu öttürüyor!
İktidar denilince salt hükûmet anlaşılmasın. Yereli de var bunun. Örneğin belediyeler, holdingler, partinin çizgisini izleyen kişi ve kesimlerle mülki amirlikler…
Sorarım; kral çıplak diyebilen kaç gazete, gazeteci ve yazar var bu kentle ilimizde?
Araziye yatmış çoğu, çıkar peşinde. Kimileriyse korkudan tir tir titremekte…
Yerel yazarlarımızdan Tamer Yazar yazıyor. Çıkışıyor “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü”nü saptıran, kadeh kaldıranlara:
“İndirin kadehlerinizi !!!
Kutlama mutlaka yok !!!
Dağılın !!!
Ve kendinize gelin…
Önce bize kutlanacak şartları yaratın…
Sonra, o kadehi kaldırın…”
Derken, gözüme bir haber ilişti. Adının önüne “Hatay” ibaresi konulan bir gazeteciler cemiyeti (HGC) var, Antakya’da. 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü etkinlikleri kapsamında, “1. Hatay Enleri” ödül töreni düzenlemiş kendince güya!..
Günlerden 10 Ocak, düzenleyen de gazeteci cemiyeti ya; sandım ki tören meslekte en başarılı mensupları için düşünülmüş. Oysa ne gezer! Hatay adını taşıdığı halde Antakya dışında herhangi üyesi bulunmayan, Antakya’yı bile yarım yamalak temsil eden Cemiyet; ödülü meğerse (içlerinde gazetecinin yer almadığı) ilin üst düzey bürokratlarıyla başarılı bulduğu siyasetçi, sporcu, sanatçı, iş adamları ve hayırseverler için düşünmüş. Ayrıca da, savcılığını Başbakan’ın üstlendiği, Ergenekon, Balyoz, İnternet Andıcı türü davaların savunucusu, hemşerimiz, Adalet Bakanımız başta!
Rahmetli Öztürk Serengil’i gelin de hatırlamayın:
Yeşşeee!!!
İki önemli kayıp
Kıbrıs Türklüğünün iki dev mücahidi Fazıl Küçük’ten sonra KKTC’nin banisi, ulusal simgesi Rauf Denktaş da yaşama veda etti.
Bu iki kalıcı isim, 950’lerin başında başlattıkları kurtuluş mücadelesi ve hatta savaşının hem silahlı hem de siyasi önderi, galipleriydi.
Zamanla aşınan Türklük duygusu ve şuurunu diriltip yeşertenler…
Hafıza-i beşer nisyan ile malûl değil de, kadir-kıymet ve vefa biliyor ise; Kıbrıs Türk kesimine kişilik ve kimlik kazandıran bu iki büyüğünü ebedileştirecektir.
Allah, dilerim bu iki yurtsevere cennetlik payesi verir.
KKTC ile Türk milletinin başı sağ olsun.
* * *
Mevsimin de, ömrünün de kışına gelmiş bir sarı-lacivertli de gitti. O, Fenerbahçe’nin efsanevi futbolcusu Türk kadar Türk, Lefter Küçükantonyanis idi. Özellikle biz genç yaşlı FB’lilerin gururu, bayrağı, heyecanı, coşkusu…
Futbolseverlere ve ulusumuza başsağlığı diliyorum.
Yeri doldurulamazlardandı bu kez uğurladıklarımız.
DİP NOT: Eski İskenderun Deniz Hastanesi Başhekimi, Em. Dz. Kd. Albay Opr. Dr. Aytekin Ertuğrul’un son kitabı, “Atatürk’ün Yolunda Uyarmalar”, bu ay içinde “Togan” yayını olarak çıktı.
Yazar, eklediği notta, “İnsanın geride bırakacağı en uzun ömürlü eser, kitaptır” diyor. Ki, doğrudur. Kitaba, bendenize ait mesaj da eklemiş dostum.
“Kral çıplak” diyor kitap, öneririm.
Tel: o212 542 02 97, Web: www. Bizimavrasya.com.tr.