
Hrant’ın ölüm günü yıldönümüyle Fransız Senatosu’nda “soykırıma hayır” ı yasaklayan yasanın oylanacağı günün arifelerinde başlatılan “Hepimiz Ermeni’yiz, Hrant’ız”, “5 yıl değil, 95 yıl da sürse bu dava bitmez!” plânlı organize yürüyüş, sonunda, Ermeni’nin ekmeğine yağ süren bir kararla amacına ulaştı.
Kutluyorum “Hepimiz Ermeni’yiz”cileri!
TC kimliği taşıyan, kimliğiyle kişiliği bulanıkları...
Asala’nın katlettiği dış ülkelerdeki TC temsilcileriyle Azerbaycan’ın üçte birini şu an işgali altında tutan, binlerce Azeri’ye de kıyan Ermeni’yi görmezden gelenleri…
Fransa’yı, Batılıları, Lale Mansur gibilerle Orhan Pamuk’ları…
Hukuk adına hukuksuzluğa tepki olsun diye, mahkemenin Hrant davasındaki kararıyla ayaklanan on binlerin, mahkeme işlevi üstlenerek, ‘soykırıma evet’le ‘soykırıma hayır’ı yasaklayan, dolayısıyla da ‘düşünce ve ifade özgürlüğü’nü kısıtlayan Fransa parlamentosunun aldığı hukuk ve gerçek dışı karar karşısındaki, dut yemiş bülbül misali, suskunluğu ile pasifliğini...
Uğur Mumcu‘dan ölüm gününde olsun söz etmeyenlerle geçiştirenleri…
TC kimliği taşıdıkları halde TC sevmezlerini…
Kutluyorum; atasını, tarihini tanımayan, bilmeyen; Fransız-Ermeni dostluğu ile Haçlı zihniyetini daha bir pekiştirenleri…
Sevinmiş, rahatlamış olmalılar; ne mutlu!
Örnek mi; işte Hatay!
Aslen Afyonlu, bendenizin nezdinde ise “Hataylıdan da Hataylı”, sevgili dostum, değerli yazar Mehmet Tekin’in, Hatay’a dair onlarca kitabından biri olan “Hatay Tarihi”inden kısa bir alıntı sunuyorum sizlere. Fransız-Ermeni ilişkisi ile işbirliğinin eskilere dayandığını ve Fransız’ın, Rusya ve İngiltere gibi, Türk’e karşı Ermeni’yi nasıl kullandığını bir nebze anlamak için:
“İskenderun’u işgal etmiş olan Fransızlar, 27 Kasım 1918’de merkezi İskenderun olmak üzere, İskenderun, Belen, Antakya ve Harim kazalarını içine alan “İskenderun Sancağı”nın kurulduğunu ilân ile yönetici olarak bir Fransız’ı askeri vali tayin ettiler.”
“19. yy. sonlarında Adana ve havalisinde Ermeniler arasında kaynaşma başlamış, olaylar çıkmış, 20. yy. başlarında Ermeni Taşnaksutyun Komitesi, Dörtyol, İskenderun ve Süveydiye’de faaliyetlerini artırmıştı. Amaçları, bölgede bir Ermeni devleti kurmaktı. İskenderun’u kuracakları bu devletin Akdeniz’e çıkış noktası olarak düşünüyorlardı. En az iki nesildir Osmanlı topraklarında yaşayan Ermenilere yönelik çalışmalara destek ve yön veren yabancı devletler ise, Ermenilerin devlete isyan etmeleri için her fırsatı değerlendiriyorlardı.”
“11 Aralık 1918 günü, 400 Ermeni’den oluşan bir Fransız taburu Dörtyol’u işgal etti. Tehcir sırasında göç ettirilen Ermenilerden geri dönenler de, Dörtyol çevresinde toplanmış bu civardaki Ermeni sayısı 10 bini aşmıştı. Fransız taburundaki Ermeniler, Ermeni çeteleri ve civardaki gönüllü Ermeniler taşkın ve saldırgan tutum ve davranışla yöredeki Türkleri taciz etmeye başladılar. Soygun, saldırı, işkence ve intikam gayesiyle adam yaralama, öldürme olayları günden güne ve hızla arttı. Jandarma kasabadan ihraç edildi. İdari makamlara başvurulardan sonuç çıkmıyordu. Bu arada, Türklerden bazı kişilerle çetelerin olaylara müdahale ettikleri, yer yer çatışmaların çıktığı görüldü. İlk büyük silahlı çatışma 19 Aralık 1918 günü Karakese Köyü’nde meydana geldi. Köye saldırı düzenleyen Fransız “Ermeni Lejyonu”, silahlı direnişle karşılaştı. Köy girişindeki barikatta meydana gelen çatışmada Fransızlar 15 ölü bırakarak çekildiler. Bu çatışma, Millî Mücadele’nin başlangıcı ve işgale karşı kurtuluş mücadelesinin ilk kurşun’u oldu…”
Hikâye uzun, dramatik. Sevindirici olanı, işgalin püskürtülüp TC’nin yeni baştan kurulmasıdır.
Dörtyol’da 990’larda “İlk kurşun anıtı “ yapıldı. İzmirliler, Millî Mücadele’de ilk kurşunu Yunan’a karşı atan olarak önceliği Gazeteci Tahsin’e, Dörtyollular ise, tarih itibariyle Hasan Kara ve Çetesi’ne verirler.
Şimdilerde ise, çok yazık ve acıdır ki, hak hukuk ve erdemlik Ermeni’ye tanınmakta; yedi düvelle Ermeni’ye yem etmemek için canını ülkesi için verenler; içimizdeki “Hepimiz Ermeni’yiz” diyebilen sözde Türkler tarafından bir kez daha şehit edilmektedirler…
FİSKE
Ders alınsaydı eğer tekerrür mü ederdi,
Şüheda fışkırırdı tarihten öğrenseler;
Elbette ki gam değil Ermeni’yiz biz demek,
Türklükle övünmüyor, küçülüyor iseler…
H.T.