En yakışan haber başlığını yerel “Gazete Olay” attı. Yakıştırdığı ad, “Hatay Hava Gölü”ydü.
16 Şubat günlü “Söz”ün manşeti de, Uçak seferleri iptal, kayık seferleri başlıyor!” idi.
Milliyet’in Antakya’ya gelen köşe yazarı Mehveş Evin, Havaalanının halini rezalet olarak tanımlıyordu.
Bendeniz de yakınmış, vaktiyle yaptığım itirazın dikkate alınmadığından şikâyetle, “Sakalımız yok ki…” diye yazmıştım.
İlk ciddi ve bilimsel itiraz TEMA Vakfı’ndan gelmiş. 2001’den itibaren Çevre Bakanlığı aleyhine açtığı davalar, Adana 1. İdare Mahkemesi’nce haklı bulunmuş, Hatay’a Havaalanı inşasıyla ilgili yürütmeyi durdurma kararları verilmiş. Fakat her seferinde, Bakanlık hazırlattığı bilimsellikten uzak, ısmarlama ÇED raporlarıyla durdurmayı iptal ettirmiş.Yani TEMA ile Bakanlık, ‘evet-hayır’ yarışmasındaki gibi, Mahkemeye bu iki kelimeden birini söyletene kadar TEMA’yla didişmeyi sürdürmüş...
Kolayı da bulunmuş işin; bir de 2004’te Hatay İdare Mahkemesi kurdurularak, Adana İdare Mahkemesi’ndeki dosyalar bu kez Antakya’dakine devrolunmuş.
Olayın seyri hakkında fikir edinmek için, TEMA Vakfı avukatının açıklamasından bir örnek vermeliyim:
“Hatay İdare Mahkemesi’nin 2007/311 numaralı dosyasında 24/ 07 / 2007 tarihinde yapılan keşif neticesinde, bilirkişi raporu aleyhe gelmiş olup dava reddedilmiştir. Tarafımızdan yapılan temyizle yürütmeyi durdurma talep edilmiş, ancak yürütmeyi durdurma istemimiz de reddedilmiştir. Danıştay 6. Daire 2008/846 K sayılı ilamı ile temyiz istemimizi haklı bularak yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermiştir. Bozma kararı davalı tarafça karar düzeltmeye konu edilmiştir…”
Bu da haberi yayımlayan ‘mynet’ten 10 Şubat 2004 tarihli kısa alıntı:
“Yargının verdiği karar üzerine Çevre ve Orman Bakanlığı, bugüne kadar 5 vali ve vali vekili eskiten Hatay Havaalanı inşaatındaki faaliyetin durdurulması yönünde Hatay Valiliği’ne yazılı talimat gönderdi.
Mahkeme kararını değerlendiren TEMA Vakfı Danışma Kurulu Üyesi Avukat Süleyman Çetin, “Amik, İnsan yaşamı ve yaban hayatı TEMA Vakfı’nın savaşımı sonucunda, hukukun sayesinde kurtulmuştur” dedi.
Savcılık harekete geçmeli ya da, geçebilir midir?..
“Hatay Havaalanı’na karşı olduğunu söyleyen insanların yanlış anlaşıldığını belirten Orman Yüksek Mühendisi Özer Özgüç ise, “Yer seçimi yanlış; karşı çıkmamızın temeli bu. Siz trilyonlarca lirayı suyun içine atacaksınız.; bu insan mantığına aykırı bir durum. Havaalanı’nın temeli atıldığından beri her yıl Amik Ovası’nı su basıyor. Bu su baskınları yöre ve bölge ekonomisine de trilyonlarca lira zarar getiriyor” diye konuştu.
“Şimdi yanlış hesap Bağdat’tan döndü. Yolsuzluklarla mücadele edileceğini söyleyen hükûmetin acele bu işe el koyması ve harcamalara imza atan herkesten bu parayı tahsil etmesi gerekir. Cumhuriyet savcılarının harekete geçip, harcanan paraların sorumlularından hesap sorması gerekir….”
Savcı ve mahkemeler, hele de MİT Yasası’ndan sonra izin istihsaline yönelebilir ve acaba, tümü AKP’li ya da yandaş müsebbipleri sigaya çekebilir mi, dersiniz!.
Hııı?(!)…
“Mynet” verdiği haberi şu yorumla noktalıyor:
“Bilimsellikten uzak, deprem bilimcilerin fay hattı üzerine yapıldığı, kuş bilimcilerin kuş göç yolu üzerine konuşlandırıldığı gerekçesi rağmen, kurutulup imara açılan Amik Gölü’nün tam ortasında havaalanı yapılmasına da karşı çıkılan inşaat sahası; 2003 yılının Şubat ve Mart aylarında Asi Nehri’nin taşması sonucu yaşanan sel felâketinin ardından tamamen su altında kalmıştı…”
Demek oluyor ki bu yılki felâket ilk değil…
Hatay Havaalanı’nın açılışı, Başbakan Erdoğan’la çoğu bakan ve AKP’li milletvekillerinin huzurlarında, yerel mülki amirler, üniversite rektörü ve işadamlarının da katıldığı görkemli törenle yapılmıştı.
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım mı?
Mahkemeye gidenlerle karşı olanları eleştirmiş; işte, “Görün eserimizi de utanın” anlamında lâflar etmişti.
Gelin de buradan Ankara’ya seslenmeyin bakalım:
“Bin Ali; Bakanlığına bağlı uçağa atla gel haydi!
Haydi, Binali!..
Binali deyince aklıma bin atlı dizesi geldi. Yahya Kemal’den uyarlayarak:
“Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik.
Bin atlı o gün, Hatay’a devlet gibi indik!